Home

Kelimeler Kifayetsiz İnsanlar Issız

VarsakLi tarafından yazıldı. - Ayrıca 128 kere okundu.

An gelir o kadar konuşuruz ki kapanmak bilmez çenemiz, an gelir her şey tükenir, söylenecek söz kalmaz.. İşte o anlarda kelimeler kifayetsiz kaldı deyimini kullanırız.- “Aslında kelimelerin kifayetsiz falan kaldığı da olmaz hiçbir zaman bu durumun sebebi kelime bilgimizin yetersiz olmasından kaynaklanır.” derdi lisedeki edebiyat hocam kulakları çınlasın.-

Düşünüp bi’sonuca varamadığım bir konu var. Kelimeler mi kifayetsiz yoksa insanlar mı ıssızlaşıyor ? Uzaklaşıyor birbirlerinden, korkuyorlar, kopuyorlar, ürperiyorlar ya da fanileşip anı yaşama telaşı içine düşüyorlar ?

Vizyonda yedi hafta gibi bir süre kalıp,  popülerliğini kaybetmeyen ve aksine yedinci haftasına kopya sayısını arttırarak giren bir film “Issız Adam” . Bir Çağan Irmak yapıtı, kelimeleri kifayetsiz kılıp insanları ıssızlaştıran bu film. bundan önce; Çilekli Pasta (2000),  Bana Şans Dile (2001), Mustafa Hakkında Herşey (2004), Babam ve Oğlum (2005), Ulak (2007) filmleriyle büyük yankı uyandırmıştı Çağan Irmak. Hatta “Babam ve Oğlum” -izlemesem bile basından gördüğüm kadarıyla- izleyen büyük küçük herkesi duygulandırmış ve ağlatmıştı.. Neydi insanları bu kadar etkileyen bir fikrim yoktu.. Ta ki “Issız Adam”ı izleyene kadar..

Alper, otuzlu yaşlarda ana kahramanımız diye başlamayacağım.. Duymak ya da okumak istedikleriniz sinema sitelerinde verilen bilgiler değil çünkü.. Bu film hakkında söyleyebileceğim en yararlı şey sizin açınızdan gidin izleyin demem olur. Fakat yine de bir şeyler zırvalamak istiyorum.

Film arası verildiğinde, özellikle bayan izleyicilerden, Cemal Hünal’a sitemle karışık hakaretler başlıyor. Tabi bu sıra herkes filmin sonunda bu duygusuz, kaba ve bohem adamın kendisini ağlatacağından bi’haber. Ve ufaktan da bir hayal kırıklığı var.. Bu muydu yani, bunun için mi geldik diye söylenmeler..

Haksız da sayılmaz kimse.. Filmin ilk bölümünde Cemal Hünal’ın düzensiz ilişkileri ve aşık olma hikayesini izledi herkes. Özellikle düzensiz ilişkiler bayan izleyicilerin canını sıkıyor. Kim hemcinsinin o kadar basit bir hale düşürüldüğünü görmek ister ki?

Ben de çoğunluk gibi filmi tavsiye üzerine izleyenlerdenim, bu yüzden diğerlerine nazaran daha sabırlı daha ılımlıydım. Bi’yandan da ister istemez düşünmeye başlamıştım, bi’insanı bu hayata ne / neden /  ne şekilde sürükleyebilir diye..

Film arası bittiğinde hayal kırıklığına uğramış çiftler bir bir yerlerine oturup can sıkıntısıyla izlemeye başladılar, Çağan Irmak’ın onlara hazırladığı süprizden habersiz bir şekilde. Alper’in hayatını gözler önüne seren ve kaba adamın sürdürebileceği tarzda kareler onlarca dakikayı eritebilecek şekilde fakat büyük bir titizlikle hazırlanmış. Bu titizlik belki de kırılan bi’bardağın içinden düşen toka belki de o dakikalara kadar filmde çalan şarkılarda gizlenen Alper’in karakteri.. 

Açık açık konuşmak gerekirse, filmi ilk defa izleyenlerin büyük çoğunluğu sonuna kadar laf olsun diye takip ettiler.. Fakat filmin o büyük final sahnesinde yapılan “flash-back”ler herkesi yattığı derin uykusundan uyandırdı ve duygusal anların başlamasına neden oldu.. O dakikaya kadar filmi beğenmeyen ve ummdukları duygusal ortamı bulamayan çiftler şaşkın bir şekilde aniden filmin gizlenmiş duygusallığına kaptırtılar kendilerini..

Yine bir Çağan Irmak filmi, yine izleyicileri göz yaşlarına boğan son sahne.. Yedinci haftanın ortası ve hala yer bulunamayan seanslar..

Yazının başında demiştim ya Çağan Irmak’ın insanları nasıl ağlatabildiğini ancak bir filmini izleyince anlayabildim diye. Şimdi benim gibi daha önceden Çağan Irmak filmi izlemeyenler bu yazıyı okurken hiçbir şey anlayamayacak belki de o filmin ilk yarısında bahsettiğim düzensiz ilişki sahnelerinin başrol oyuncularının kendileri olmalarını dileyecekler..

Fakat bilmiyorlar ki insanları duygulandırıp gözyaşı dökmelerine sebep olan Çağan Irmak’ın yazdığı senaryolarda herkesten bir parça bulunması ! Herkesin o senaryodaki karakterlerden kendine bir parça uydurması. Uydurulan o parçanın belki de birebir kendisine ait olması..

Diyeceğim o ki milleti yedi buçuk haftadır aralıksız ağlatan bir filmin senaryosunda sömürü olduğu görüşü yayılmaya başlıyor yavaştan. Yalan & Yanlış. Filmde sömürü yok, sizden bir parça var belki de ıssızlığınız arasında farketmeye vaktinizin olmadığı..

Son satırlara gelirken filmin arasında Cemal  Hünal’a söven bayanların, en az bir kez düşünmesini istiyorum benim gibi. Bir insanın ne / neden / ne şekilde o hale sokar.. Böylesine bi’boşlukta boğulmasına yol açar.. Tabi siz bunun gerçek cevabını ne kadar düşünürseniz düşünün bulamayacaksınız.. Çünkü insan kendi yarattığı boşluğun farkına varamaz. Bunu da mı anlamadınız ? Filmdeki karakterimiz Alper’i o hale düşüren, geçmişin ve belkide geçmişteki birinin yarattığı küçük boşluk.. Belki de siz.. (kendi fikrim)

Bu yazıyı yazmam yaklaşık bir saatimi aldı. Merak eden olursa bu yazıyı Tanju Okan – En İyi Dostum eşliğinde yazdım. Kelimeler şimdi kifayetsiz insanlar daha da ıssız..Issızlaşan insanlar arasında mutluluk dolu günler diliyorum

136 views



Yorumunuz